• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/public/Yasemin-Mataraci‎
  • https://twitter.com/avukatyasemin

 0 (505) 530 55 44

Hastalıklı Fide , Ayıplı Fide,

Hastalıklı Fide , Ayıplı Fide, Bozuk Fide , Ayıplı -Bozuk Tohum , Yanlış Fidan Alacak ve Tazminat Davası

(Kararda yer alan taraflara ait kişisel bilgiler gizlenmiştir)
 
Borçlar sayfası için
Tıklayınız

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI
3.HUKUK DAIRESI
DOSYA NO : 2023/XX1
KARAR NO : 2024/XXX1
T Ü R K M I L L E T I A D I N A
I S T I N A F K A R A R I
BASKAN :… …
ÜYE : … …
ÜYE : ….. …
KATIP : … …
INCELENEN KARARIN
MAHKEMESI : KORKUTELI 1. ASLIYE HUKUK MAHKEMESI
TARIHI : 18/XX/2022
NUMARASI : 2020/X5 ESAS - 2022/X0 KARAR
DAVACI : M... B... -2…….
 
VEKILI : Av. YASEMIN MATARACI
                Pınarbaşı Mah. Atatürk Bul.
                Taburlar Sitesi. A-Blok,
                Bina No:28 K:8,D:17
                              Konyaaltı/ ANTALYA
 
DAVALI: TARIM TICARET VE SANAYI LIMITED ŞIRKETI
VEKILI: AV.…  …
Antalya
IHBAR OLUNANLAR : 1-...Kepez/Antalya
VEKILI :AV. … …
2 -… SIRKETI - …/Antalya
DAVANIN KONUSU : ALACAK
ISTINAF TALEP TARIHI :13/XX/2022
ISTINAF KARAR TARIHI :27/XX/2024
KARARIN YAZIM TARIHI :27/XX/2024
   İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusundBulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
 
GEREGI DÜSÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen dava dilekçesinde
ÖZETLE; davacının, davalı firmadan 04/05/2016 tarihinde 2.546,30 TL bedel mukabilinde 13.000 adet kero cinsi domates fidesi satın aldığını ve tarlasına ektiğini, ancak fidelerin normal şartlarda en geç Haziran ayı sonunda çiçeklenip büyümesi gerekirken gelişmediğini, tarım ilaçları ile fideleri desteklemek istediğini, ancak tüm çabasına rağmen fidelerin yeterli gelişim göstermemesi ve firma yetkililerini defalarca aramasına rağmen aramaların sonuçsuz kalması üzerine Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/1XX D.İs sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığını, söz konusu raporda davacının 60.680,00 TL tutarında net gelir kaybına uğradığının belirlendiğini, ayrıca davacının ekim, çapa, ilaç, bakım, isçi, kira, sulama, elektrik masraflarının olduğunu, davalı firmanın ayıplı fide satışı gerçekleştirerek davacıyı zarara uğrattığını ileri sürerek davacının gelir kaybı ve zorunlu masraflarına karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talep artırım talebinde bulunarak dava değerini 48.931,95 TL olarak belirlemiştir.
 CEVAP : Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen cevap
dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Antalya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunun 11.maddesinde öngörülen 6 aylık sürenin dava tarihi itibariyle dolduğunu, davalı şirketin fide üreticisi olması sebebiyle taleplerin tohum üreticisi firmaya yada tohum satıcısına yöneltilmesi gerektiğini, tohumun genetik yapısı incelenmeden fideden cinsin anlaşılmasının mümkün olmadığını, süresi içerisinde davalıya ayıp bildirimi yapılmadığını, davacının davasını ispatlayacak somut delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
 YEREL MAHKEME KARARI: Korkuteli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin
2020/XX Esas, 2022/X0 Karar sayılı 18/XX/2022 tarihli kararı ile; "davanın reddine" karar verilmiştir.
ISTINAF TALEBI VE SEBEPLERI: Davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesi ile; dava dilekçesindeki taleplerini yineleyerek dosya kapsamındaki raporların birbiriyle çeliştiğini, eldeki davanın delil tespiti dosyası sebebiyle alınan bilirkişi raporuna İstinaden açıldığını, delil tespiti dosyası sebebiyle alınan raporda kapsamlı değerlendirme yapılmış olmasına rağmen mahkeme tarafından aradan 6 yıl geçtiği, tek yıllık bitki olan domates fidelerinin çoktan söküldüğü gözetilmeden gereksiz yere kesif yapılıp bilirkişilerden birbiriyle çelişir raporlar alındığını, bitkinin cinsinin gözlemle tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, fidenin dikildiği taşınmazın ada parsel numarasının taraflarınca dosyaya bildirildiğini, ilk tespit raporunda bu durumun fotoğraflarla sabit olduğunu, karsı tarafın bu yönde bir itirazının dabulunmadığını belirterek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne kararverilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELILLERIN DEGERLENDIRILMESI VE GEREKÇE: HMK'nun 355.Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; 
Dava; ayıplı fide satışı iddiasına dayalı tazminat istemlidir. Dava ilk olarak Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/X Esas sayılı dosya ile Açılmış, mahkemece 2017/XX0 karar sayı ve 05/12/201X tarihli karar ile yetkili mahkemenin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, kararın yasal yollara başvurulmadan kesinleşmesini müteakiben dosya gönderildiği Antalya 5.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2018/4X5 Esas numarasını almış, adı geçen mahkemece bu kez 2019/X0 Karar sayı ve 05/03/201X tarihli karar ile Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle karşı yetkisizlik kararı verilmiş, bunun üzerine merci tayini için dosya Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesine gönderilmiş, İstinaf Dairesince 2020/XX6 Esas, 2020/X9 Karar sayı ve15/0X/2020 tarihli karar ile yetkili mahkemenin Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenerek adı geçen mahkemenin yetkisizlik kararı kaldırılmış, bu sebeple dosya gönderildiği Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/X5 Esas numarasını almıştır.
Ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; "dava
Dilekçesinde hangi ada ve parsel numaralı taşınmazda ekim yaptığının belli olmadığı, bu sebepledelil tespitinin yapıldığı taşınmazda keşfin icra edildiği, bilirkişi raporunda davacının aldığı domates fidelerinin kero cinsi olup olmadığının tespitinin yapılmadığı, söz konusu hasarın ilaç uygulamasından da kaynaklanabileceği, zararın ürün çeşidinden kaynaklandığının anlaşılamadığının belirtildiği, davacının çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olmadıgı, basiretli bir çiftçi gibi ilaçlama yapıldığını ispatlayamadığı, delil tespiti dosyasında domates fidelerinin kero cinsi olmadığına ilişkin DNA testinin yapılmadığı, kesin sonucun DNA analiziyle elde edilebileceği, davacının iddiasını ispat edemediği" yönündeki gerekçeyle "davanın reddine," karar verilmiş,
Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacının, davalıdan 03/05/2016 tarihinde 13.000 adet kero cinsi oldugundan bahisle domates fidesi satın ve teslim aldıgı her iki tarafın da kabulündedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacıya teslim edilen fidelerin farklı cinste olup olmadığı, fidelerde ayıp bulunup bulunmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.
   5553 Sayılı Tohumculuk Kanununun " kapsam" başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun; Tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu,Ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar.” Şeklinde düzenleme getirilmiştir. Tohum ve türevlerinin üretim ve satısı, gerekli izinlerin alınmasının bu kanun kapsamında düzenlendiği de gözetildiğinde, Kanun'un bu süreçte yer alan gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanması gerekir. Üretilen fide de madde kapsamında ifade edilen tohum ve türevlerine ilişkindir. 

   Yine, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 11. maddesi; “Fiillerinin ayrıca suçsayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan,ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesindenitibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” düzenlemesini içerir. Bu yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere kusurlu tohumluğu üreten ve satan yanında dağıtan veya başka şekilde piyasaya süren kişiler de müteselsilen diğerleri ile birlikte zarar gören çiftçiye karşı sorumludur.
   Yargıtay'ın son dönem uygulamasında; Tohumculuk Kanununda öngörülen hak düşürücü sürenin ,tohum veya fideyi satın alan davacının ürünün ayıplı olduğunuöğrenmesinden itibaren değil, bundan dolayı oluşan zararını miktar olarak öğrendiği tarihten itibaren islemeye başlayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/1896 Esas, 2022/2149 Karar sayı ve 10/03/2022 tarih; 2020/6186 Esas, 2021/6857 Karar sayı ve 21/06/2021 tarihli emsal içtihatlar)
Ayıptan sorumluluk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 219 ve devamı maddelerinde Düzenlenmiş olup, buna göre; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun madde 219'da; "Satıcı, alıcıya karsı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veyaniteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomikayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur."
Türk Borçlar Kanunun madde 223'e göre; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akısına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmişsayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
Türk Borçlar Kanunu 225.maddesi uyarınca; "ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsakurtulamaz."
Alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK'nun 227/2 maddesinde alıcının, genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilerek, seçimlik haklarının yanında ayıptan dolayı uğradığı zararını genel hükümler dairesinde satıcıdan isteyebileceği öngörülmüştür.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde;
Davacının, davalıdan satın aldıgı fideleri tarlasına ekmesinden sonra yasadığı sorunla ilgili Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/1XX D.Is sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırmış olup, delil tespiti sebebiyle konusunda uzman ziraat yüksek mühendisi bilirkişinin somut olaya ve şartlarına vakıf olarak düzenlediği bilirkişi raporu ve ek raporunda; davacıya satışı yapılan ve tarlaya ekilmiş bulunan domates fidelerinin hastalık ve bitki zararlıları taşımadığı , tarlada çapalama ve yabani ot probleminin bulunmadığı, uygun tarım tekniklerinegöre yetiştirilmiş sağlıklı fideler olduğu, gübreleme ve bitki beslemede sıkıntının olmadığı, ancak fidelerin çiçeklenme ve döllenme biyolojisinde sorun bulunduğu, tespit tarihi itibariyle 65 günlük bir vejetasyona sahip olduğundan fizyolojik gelişimi gereği meyve oluşumu gerektiği halde meyve vermediği ve çiçeklenme miktarının yetersiz olduğu, var olan az miktardaki çiçekte de döllenmenin oluşmadığı, mevsim itibariyle fidelerin bu tarihten sonra verime yatmayacağı, hasat yapılamayacağı, dikimi yapılan domates fidelerinin kero cinsi domates fidesi olmadığı, davacının fidelerdeki sorun nedeniyle uğradığı net gelir kaybının 60.680,00 TL tutarında olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacının, delil tespiti için 13/07/201X tarihinde istemde bulunduğu, son olarak zararın belirlenmesine ilişkin ek raporun delil tespiti dosyasına 16/08/201X tarihinde sunulduğu, eldeki davanın ise 30/XX/201X tarihinde açıldığı dikkate alındığında, yukarıda belirtilen yasada öngörülen hak düşürücü sürenin dolmadığı açıktır. Mahkemece yargılama safhasında mahallinde kesif yapılarak farklı bilirkişilerden rapor alınıp, bu raporlardaki görüş benimsenerek davanın reddi cihetine gidilmiş ise de bahsi geçen raporların, dava konusu fidelerin davacının tarlasından sökülmesinden çok sonra yapılan keşfe dayalı düzenlenmiş olduğu, somut olayın yaşandığı dönem ve koşullarının bilirkişilerce izlenmediği ,menfi zarar ve müspet zarar ayrıştırması yapılmadan zarar hesaplanması yoluna gidildiği hususlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda söz konusu raporlara itibar edilmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Neticeten dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarından delil tespiti sebebiyle alınan rapora üstünlük tanınması gerekmekle, davalı satıcının davacı çiftçiye kero cinsi olduğundan bahisle domates fidesi satarak teslim etmesine rağmen davacının teslim aldığıdomates fidesinin belirtilen cinste olmadığı, ürün vermediği, böylece davalının davacıya gizli ayıplı domates fidesi sattığının sabit olduğu, davalı satıcının ayıba ilişkin ağır kusurlu olması sebebiyle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunmasına dayanamayacağı anlaşıldığından 16/08/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplandığı üzere davacının uğradığı zarar; yaptığı masraflara ilişkin 14.800-tl.menfi zarar ile gelir kaybından kaynaklı 60.680-tl.müspet zarardır. Bilindiği üzere müspet ve menfi zararın birlikte talep edilmesi hukuken mümkün olmayıp, dava dilekçesindeki ifadelerden hareketle davacıya hangi zararını talep ettiği sorularak açıklattırılması gerekmekteyse de müspet zararın, menfi zarardan fazla olması karsısında davacının daha lehine olan gelir kaybına ilişkin müspet zararını istediği kabul edilmelidir. Buna göre davacının sübut bulan 60.680-tl. müspet zararı bulunmakla birlikte taleple bağlı kalınarak davacı lehine 48.931,95 TL tutarında tazminata hükmedilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçelerle davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki; mahkemenin kararındaki hukuka aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nun 353/1.b-2.maddesi uyarınca duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak "davanın kabulüne, 48.931,95 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren İşleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " seklinde yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
 HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin ISTINAF TALEBININ KABULÜNE,
II-HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca Korkuteli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/XX/2022 tarihli ve 2020/XX Esas, 2022/XX Karar sayılı KARARININ KALDIRILARAK,
ESAS HAKKINDA ASAGIDAKI SEKILDE YENIDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davanın kabulüne,
2-48.931,95 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren isleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 3.342,54 TL karar ve ilam harcından davalı tarafından pesin yatırılan 170,78 TL pesin harç ve 657,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 827,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.514,76 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 827,78 TL. Harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı, 419,90 TL kesif harcı, 2.250,00 TL yargılama gideri, 687,90 TL tespit masrafı olmak üzere toplam 3.387,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.161,15 -TL vekâlet Ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
III-Istinaf yargılaması yönünden
1-Istinaf talebinde bulunan davacıdan pesin alınan istinaf karar harcının istek halinde davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
2-Istinaf talebinde bulunan davacıdan pesin alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad kaydedilmesine,
3-Istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ile 136,25 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 628,25 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESIN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 27XX/2024
 
Baskan          Üye                  Üye                 Katip
           

 ........................................................


     T.C
YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas:  2012/18696
Karar: 2013/16116
Karar Tarihi: 13.06.2013
 
ALACAK DAVASI - DAVALININ HASTALIKLI FİDE VERMESİ SEBEBİYLE MAHRUM KALDIĞI GELİRİN TAZMİNİ İSTEMİ - ÇELİŞKİYİ GİDERİR TARAF VE YARGI DENETİMİNE AÇIK BİLİRKİŞİ RAPORU ALINIP SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ - EKSİK İNCELEME

ÖZET:
      Davacı, davalının hastalıklı fide vermesi sebebiyle mahrum kaldığı gelirin tazmini için eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamına göre hastalığın fide kökenli olduğu tespit edildiğine göre; Bu durumda davacı üreticinin bu ürünü yetiştirmek için üretim sürecinin başından itibaren (keşiften önce-sonra ayrımı yapılmaksızın) yapacağı ya da yapmış varsayılacağı giderlerin, yöre için belirlenen resmi maliyet birim cetvellerinden de faydalanılarak hesaplanması, elde edilecek ürün bedelinden bu maliyet hesabı sonucu çıkan rakamın ve yapmayarak tasarruf ettiği giderlerin mahsubu gerekir. Yine, davaya konu mahsulün hasat dönemi itibarıyla ortalama satış fiyatı da araştırılarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp az yukarda izah edilen esaslar dahilinde, çelişkiyi giderir, taraf ve yargı denetimine açık bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
(6100 S. K. m. 266)

DAVA:

      Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı B... F... Ltd. Şti avukatınca duruşmalı, Ö. Y. avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili ve diğer davalı asil Ö. Y. vekili ve davacı vekilinin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR:

      Davacı, davalılardan satın ve teslim aldığı 27.000 kök Alsancak F1 cinsi domates fidelerini tarlasına dikerek gerektiği gibi baktığı halde fidelerin büyüme, meyvelenme, renklenme vermeyip ürün de alamadığını, 23.8.2011 tarihinde tespit yaptırdığını, fidelerde fungal solgunluk etmeni Fusairum Sp ve bakteriyel olarak ise Pseudomonas Sp etmeniyle bulaşık olduğu, fidelerde %100 bulaşma ve %100 verim kaybı yaşandığının tespit edildiğini bildirerek fazlaya dair hakları saklı kalarak 57.206 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
            Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
       Mahkemece, davanın kabulüyle 57.206 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
 2- Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı şirketin ürettiği fideleri diğer davalıdan satın alıp tarlasına diktiği ve gerektiği gibi bakımını yaptığı halde fidelerin gelişmediği ve ürün vermemesi sebebiyle 23.8.2011 tarihinde tespit yaptırdığı, yapılan analizler sonucu fidelerin fungal solgunluk etmeni Fusairum Sp ve bakteriyel olarak ise Pseudomonas Sp etmeniyle bulaşık olduğu, fidelerde %100 bulaşma ve %100 verim kaybı yaşandığının tespit edildiği ve tespit bilirkişisinin hesapladığı 57.206 TL zararının tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. 8.9.2011 tarihli tesbit bilirkişisinin raporunun incelenmesinde, dönüm başına 12 ton verim hesaplandığı, 9016 m2 alandan 108.192 ton ürün alınacağı, 0,65 TL kg fiyatla çarpımı sonucu 70.324,80 TL brüt zarar hesaplanmış, bundan keşif tarihinden sonra yapılacak ilaçlama, gübreleme, sulama, hasat, nakliye, kültürel işlemler vs bedeli hesaplanarak dönüm başına 1.455 TL, tarlanın tamamı için ise 13.118,3 TL masraf hesaplanarak 57.206,5 TL davacı zararı olduğu belirtilmiştir. Dosyada aldırılan bilirkişi raporunda ise; domatesin kg satış fiyatı 0,55 TL olarak kabulüyle hesaplama yapılarak brüt zarar 59.507 TL bulunmuş, bundan keşiften sonra yapılan masrafların (sırık sökümü, damlama sulama borularının toplanması ve bitki artıklarını temizlenmesi işçiliği) olarak 540 TL masrafın mahsubuyla zarar 58.967 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece tespit bilirkişisi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de her iki bilirkişi raporunda maliyet hesabı eksik yapıldığı gibi domatesin kg fiyatı farklı veri esas alınarak çelişki yaratılmıştır.
       Davacı, davalının hastalıklı fide vermesi sebebiyle mahrum kaldığı gelirin tazmini için eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamına göre hastalığın fide kökenli olduğu tespit edildiğine göre; Bu durumda davacı üreticinin bu ürünü yetiştirmek için üretim sürecinin başından itibaren (keşiften önce-sonra ayrımı yapılmaksızın) yapacağı ya da yapmış varsayılacağı giderlerin, yöre için belirlenen resmi maliyet birim cetvellerinden de faydalanılarak hesaplanması, elde edilecek ürün bedelinden bu maliyet hesabı sonucu çıkan rakamın ve yapmayarak tasarruf ettiği giderlerin mahsubu gerekir. Yine, davaya konu mahsulün hasat dönemi itibarıyla ortalama satış fiyatı da araştırılarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp az yukarda izah edilen esaslar dahilinde, çelişkiyi giderir, taraf ve yargı denetimine açık bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
 
SONUÇ:
      Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebeple davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan sebeple kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan 856.75 TL. temyiz harcının istenmesi halinde B... F... Ltd. Şti'nden ve yine peşin alınan 849.55 TL temyiz harcın istenmesi halinde Ö. Y.'a iadesine, H.U.M.K.nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

.....................................................................................................................
T.C
Yargıtay
13. Hukuk Dairesi
2010/43 E., 2010/6136 K.
  • AYIPLI TOHUMLUK
  • MÜTESELSİL SORUMLULUK
  • TAZMİNAT

     

  • 5553 S. TOHUMCULUK KANUNU [ Madde 2 ]
  • 5553 S. TOHUMCULUK KANUNU [ Madde 11 ]
  • 5553 S. TOHUMCULUK KANUNU [ Madde 1 ]

"İçtihat Metni"

 

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, dava dışı A... Tarım aracılığıyla davalı şirketten Deflin F/l cinsi 3570 adet domates fidesi satın aldığını, fideleri usulüne uygun olarak dikip, bakımını yaptığını, ne var ki bazı fidelerde domateslerin oluşmadığını, bazılarında da, dilimli ve şekilsiz oluştuğunu, yaptırmış olduğu tespitte, fidelerin orijinal Deflin F/1 olmadığının anlaşıldığını, beklediği verimi alamaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 7.000.00 TL zararın tespit tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacıya fide satmadıklarını savunarak, davanın öncelikle husumet nedeniyle, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir.

Mahkemece, fidelerin satışına ilişkin faturanın, dava dışı A... Tarım tarafından davacı adına düzenlendiği, sevk irsaliyesinin de davalı tarafından dava dışı A... Tarım adına düzenlendiği belirtilmek suretiyle, bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı benimsenerek, davalıya karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, satın alınan domates fidelerinden gerekli ürünün alınamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı, domates fidelerini davalı şirketten satın aldığını belirtmişse de, mahkemece taraflar arasında sözleşme ilişkisinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamından, davalı şirket tarafından, dava dışı Ç... Limitet Şirketinden satın alınan tohumların fide haline getirildikten sonra dava dışı A... Tarıma satıldığı, davacının da bu fideleri A... Tarımdan satın aldığı anlaşılmaktadır. HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davalının sözleşmeye dayalı bir sorumluluğu söz konusu değilse de, bu durum davalıya hiçbir şekilde husumet yöneltilemeyeceğini göstermez. Hukuki sorumluluk, sözleşmeden doğabileceği gibi sözleşme dışı bir nedenden de doğabilir. Kanundan doğan sorumluluk da, bu nedenlerden biridir. O halde dava konusu olayda, satın aldığı tohumları fide haline getirdikten sonra, fide olarak satan davalı şirketin, özel kanun niteliğinde olan "Tohumculuk Kanunu'ndan kaynaklanan bir sorumluluğu olup olmadığı da irdelenmelidir.

31.10.2006 tarihinde kabul edilen 5553 sayılı "Tohumculuk Kanunu"nun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; bitkisel üretimde verim ve kaliteyi yük-seltmek, tohumluklara kalite güvencesi sağlamak, tohumluk üretim ve ticareti ile ilgili düzenlemeleri yapmak ve tohumculuk sektörünün yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi için gerekli olan düzenlemeleri gerçekleştirmektir." hükmüyle kanunun amacı, 2. maddesinde de,

"Bu Kanun; tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri.ve diğer bitki türleri çogaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifıkasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar." hükmüyle kanunun kapsamı açıklanmış, "Tazminat" başlığı altındaki 11. maddesiyle de, "Fiillerinin ayrıca suç sayılma hali saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler." Düzenlemesi getirilmiştir. Taraflar arasında mahkemenin kabulünde olduğu gibi, sözleşme ilişkisi mevcut değilse de, dava konusu fidelerin, davalı tarafından, dava dışı Ç... Limitet Şirketinden "tohum" olarak satın alınıp, fide haline getirildiği ve bu şekilde davacının akidi olan A... Tarıma satıldığı sabit olduğuna göre, davalının, az yukarda belirtilen Tohumculuk Kanununun 11. maddesinde düzenlenen, "... zarara neden olan tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür." Hükmünde geçen ayıplı tohum nedeniyle tazminatla yükümlü tutulabilecek tüzel kişi kapsamında olup olmadığı değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı şirketin, söz konusu özel kanundan doğan bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı irdelenmeden, sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığından bahisle eksik inceleme ile davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 

SONUÇ:
   Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 04.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


      Hizmetlerimiz hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve hukuksal konularda görüşmek için iletişim bilgilerimize Tıklayınız


 Antalya Avukatı           Antalya Avukatı

Yorumlar - Yorum Yaz